Heykel Sanatında BALBAL
| BALBAL |
Balbal, Avrasya bozkır kültüründe (özellikle Göktürk, Kıpçak ve Saka geleneklerinde) ölen bir savaşçının ya da devlet adamının mezarının (kurgan) etrafına dikilen, genelde öldürdüğü düşmanları temsil eden ve antropomorfik (insan biçimli) steller şeklinde işlenen taş heykellerdir. Etimolojik olarak Eski Türkçe bal- (kakmak, saplamak, çakmak) kökünden türemiştir; "taş dikme / dikili taş" anlamına gelir. Tipolojik ve Sanat Tarihsel Özellikleri Üslup ve Form: Klasik Antik Yunan veya Roma plastik sanatındaki yüksek natüralizmin aksine, balballar stilize ve şematik bir anlatıma sahiptir. Taşı minimum işleyerek figürü çıkarma yöntemi (blok formunu koruma) esastır. İki boyutlu rölyef ile üç boyutlu heykel arasında bir geçiş formu sunar. İkonografi ve Sembolizm: Figürler genellikle ayakta durur; eller göğüs hizasında birleştirilmiş veya bir and kadehi (ayaklı kadeh) tutar vaziyettedir. Belde kılıç, kama, kemer tokası ve miğfer detayları alçak rölyef yöntemiyle vurgulanır. Kadeh tutma motifi, tanrılara ya da atasal ruhlara sunulan "ant içme" ritüelini simgeler. Fonksiyonel ve Dinî Rol: Eski Türk inancında (Tengricilik) balballar yalnızca anıtsal bir işaretçi değildir. İnanışa göre, öldürülen düşmanların ruhları öteki dünyada (Uçmag) ölen alpın/savaşçının hizmetkarı olacaktır. Aynı zamanda kurganın kutsal alan sınırını belirleyen bir dinsel-büyüsel araçtır. Sanat tarihi açısından balballar, M.Ö. 1. binyıldan başlayarak M.S. 10–12. yüzyıla kadar Avrasya coğrafyasında plastiğin ilk özgün örneklerini oluşturan, işlevsellik ile heykelsi ifadeyi birleştiren mezar taşlarıdır. |
|
